KURUMSALLAŞMAZSAK KURUM SALLANABİLİR..

Günümüz iş dünyasının en önemli gündem maddelerinden biri “kurumsallık”. Her sektörde ve kurumda, geleceğin zor rekabet koşullarıyla mücadele edebilmenin yolunun kurumsallaşmaktan geçtiğine inanıyoruz.

Kurumsallıkla tanışmış şirketler 3 gruba ayrılıyorlar.. Sözüm meclisten içeri ve dışarı…

1. Kurumsallaşma yolunda çok önemli yol kat ettiğini düşünen, ancak yazılı doküman, prosedür ve talimatlardan yola çıkarak, her adımı kurala bağlamış, çalışanların beklentileri ve duyguları ihmal edildiğinden tıkanmışlık yaşadığından bile haberi olmayan ulusal ve uluslararası şirketler

2. Aile şirketi olup kurumsallaşmayı vizyon edinmiş, tüm sorunları çözmenin tek yolunun organizasyonel yapılanmayla birlikte, daha önce kariyerinde kurumsallaşmış?? bir şirkette üst düzey görev almış profesyoneli bir ton maaşla transfer edip, en başa yerleştirip ailece tatile çıkma planları yapanların şirketleri

3. Son grup şirketimiz ise, kurumsallaşmanın, öncelikle bir değişim süreci olduğunu ve değişimin insanın kendi beyninde başlaması gerektiğini bilen, sektörel ve şirkete özel yapılacak analizlerle öncelikle nerede olduğunu ortaya koyabilen, sonra nereye kadar kurumsallaşmak istediğini tanımlayabilen, varmak istediği noktayla bugün arasındaki farkı çözümleyebilen, atacağı her adımı hem akıl hem de kalp süzgecinden geçirmeyi başarabilenlerin şirketi.

“Bir şeyin söylenmiş olması, duyulmuş olduğu anlamına gelmez,
Duyulmuş olması, doğru anlaşıldığı anlamına gelmez,
Anlaşılmış olması, hak verildiği anlamına gelmez,
Hak verilmiş olması, inanılması anlamına gelmez,
İnanılmış olması, uygulanacağı anlamına gelmez,
Uygulanmış olması, sürdürüleceği anlamına gelmez.”

Kurumsallığın en önemli başarı göstergesi değişim ve gelişimin “sürekliliğidir”..

Bir kurumda “açıklık ilkesi” ne kadar zayıfsa o kadar dedikodu mekanizması kuvvetli demektir. Fısıltı gazetesi iyi tiraj yapar. Koridor FM ise 24 saat yayındadır. Kurumsallık zorlaşır.

Üst ve orta düzey yöneticilerin iletişimsel beceriksizlikleri, geleceğe yönelik düşüncelerini anlaşılır şekilde ifade etmemeyi tercih etmeleri kurumlarda gelişimin ve kurumsallaşmanın önündeki en büyük engeldir.

Kimse vazgeçilmez değildir. Eğer bir kurumda işler ne kadar kişilere bağlı yürüyorsa, yöneticinin yokluğunda ne kadar çok problem çıkıyorsa o yöneticiyi lütfen yok edin. Gerçek lider yöneticiliğin, çalışma arkadaşlarımızın yönetici varken değil de, yönetici yokken gösterdikleri istek, motivasyon ve performanstan geçtiğini herkes bilmeli. Sistemsizliğin göstergesi hangi pozisyonda olursa olsun kişilere koşulsuz bağlı kalmaktır. Kişisellik kurumsallıktan uzaklaştırır.

Kurumda, her yönetici, sorulduğunda, kendi yokluğunda görev ve sorumluluklarını emanet edebileceği ekibinden en az bir kişinin adını söyleyemiyorsa, ne kadar istesek de kurumsallaşamayız.

Kurum çalışanları arasındaki tatlı rekabet, birbirinin kusurunu arama ve ortaya çıkarma üzerine kuruluysa kurumsallaşamayız.

Rakiplerimizi fırsat olarak değil de tehdit olarak görüyorsak kurumsallaşamayız.

Hem müşteri hem de çalışan geri bildirim ve şikayetlerini savunma mekanizmamızı geliştirici bahaneler olarak görüyorsak kurumsallaşamayız.

Eğitime giden çalışanımızı ne kadar az sorguluyor, gözlemliyor ve takip ediyorsak, hedeften o kadar uzağız demektir.

Eğitim ve gelişim faaliyetlerini, ne kadar çok işi aksatan organizasyonlar olarak görüyorsak o kadar çok mesafe almamız gerekir.

Konuşmalarımızda ne kadar çok “ama” kelimesini kullanıyorsak o kadar “ama”laşmışız demektir. Zor kurumsallaşırız.

Eski alışkanlıklar devam edecek, üst düzey yöneticiler, etrafında süzülen, fırsat kollayan ve her defasında kafa karıştıran, değişime direnenlerin sözlerinin etkisi altında kalacak, yorum yapacak, motivasyonu düşürecek yaklaşımlar sergileyecekse hiç girmeyelim bu işe..

En üst düzey mertebedekiler, kurumsallaşma adımlarına koşulsuz destek verdiklerini hem söylemleri hem de davranışlarıyla hissettirmezse kurumsallaşma imkansız.

Bir kurumda değişime direnç ne kadar kuvvetliyse, o kadar çok değişime ihtiyaç var demektir.

Yani, kurumlar sözde değil de özünde kurumsallığı benimser, hedefler, adım adım kalbe, beyne ve bünyeye işlemeye çalışırsa, işte o zaman kendisini başarıya götürecek ve ihtiyacı olduğu kadar yolu emin bir şekilde kat edecektir.

Kurumsallaşalım derken kurumlarımızı sallamamak elimizde..

Çıktık açık alınla yola. Açık olsun inşallah..