“İnsanların tek ortak özelliği, herkesin birbirinden farklı olduğudur”
Yaşadığımız her iletişim ortamında göstereceğimiz davranış şeklimiz, konumumuza, beklentilerimize, isteğimize, önyargılarımıza, ruh halimize, fiziksel koşullara, zamanımıza, değerlerimize, inançlarımıza ve bakış açılarımıza göre farklı tarzda olabilmektedir. Davranışlarımız ile ortaya koyduğumuz bize özel tarzımız, insanların bizi nasıl algıladığının, nasıl gördüğünün, bizim onlar üzerindeki etkilerimizin çıkış noktasıdır.
Etkili iletişim ağı kurabilmemiz için bulunduğumuz ortama göre değişen, ancak alışkanlık haline getirdiğimiz davranış şekillerimiz ile ortaya çıkan tarzımızın ne olduğunu tanımlayabiliyor olmamız lazım. İş ortamındaki ile özel hayatınızdaki tarzlarınız arasında farklı davranışlar, hatta tam zıt iki kişilik sergiliyor olabilirsiniz. Olmaz demeyin..
Ev’de çok sakin ve sessiz, ama İş’te sabırsız, canlı ve baskın,
İş’te çok düzenli, ama Ev’de dağınık yaşam tarzını benimseyenleriniz olabilir. İş’te çok mesafeli ve sert mizaçlı iken, ilk sosyal paylaşım ortamınızda aynı kişinin kendinden geçen, esprili, etrafı kırıp geçiren biri olduğuna şahit olmuyor musunuz? Hayretler içinde bakmıyor musunuz ona hatta? Aaaa inanmıyorum diye....
Ev’de her şeye çabucak kızıp, sabırsız olup tepki verirken, ayakları uzatıp, televizyon karşısında sırtı devirip, hiç konuşmaz, iletişim kurmayı istemezken, İş’te motivasyon kaynağı, kanlı, canlı ve bir o kadar da heyecanlı, sabırlı ve konuşkan olanlar yok mu? Bu sebeple haklı olarak evdekilerden hep eleştiri alıyordur kendileri...
Hem iş hem de özel hayatta sergilediğimiz davranış şekillerimizin farkında olmak gerekir. Gerçek olan şu dur ki; her ortamda farklılaşabilen iletişim tarzımız içinde mutlaka hepimizin en az bir konuda değişime ve gelişime ihtiyacı vardır.
Hiç birimiz kusursuz değiliz. Hele hele problemin hep karşı tarafta olduğunu düşünen, kendini kusursuz zanneden, kirli penceresinden dünyaya bakıp, dışarıda her şeyin olumsuz olduğuna kendini inandırmış, at gözlü, dar kafalı ve duygusal körlük yaşayanlar var ya... sözüm size. Siz dahil hiç kimse kusursuz değil.
Peki nasıl tespit edeceğiz bunu? Yani kusursuz değiliz tamam da , hangi yönden kusurluyuz o zaman?
DİKKAT!!!! Özgüveniniz yüksek, kendiniz ile barışık, kendi duyguları kadar etrafındaki insanların da duygularına önem veriyor ve en önemlisi kendinize olumlu ve olumsuz ÖZELEŞTİRİ yapabiliyorsanız, yazının bundan sonraki kısmına devam ediniz. Yok bu özelliklerle işim olmaz diyorsanız, yazının bundan sonraki kısmına yalnızca devam etmeyip sarılınız, kucaklayınız hatta hiç bırakmayınız..
Şimdi gelin, her ne kadar bugüne dek hiç renk vermemiş olsanız da sizin renginizi yani davranış tarzını ortaya çıkaralım. Bir renk verin bakalım.
“Siyah ve beyaz rengi severim.
Ancak hayata sadece bu renklerle bakmam.
Her şey ya siyah ya da beyaz değildir benim için.
Gökkuşağı renklerinde yaşamayı tercih ederim.
Hepsini karıştırınca beyaz olacağını bilirim.
Gözlerimi kapayınca her şey siyah,
Siyah asaletimdir. Üzerime giyerim.” LGY
ÖNEMLİ NOT: Renklere karşılık gelen davranış tarzlarının hiçbiri diğerinden üstün değil. Önemli olan hangi tarzdan ne kadar taşıyor olduğumuz.
Şimdi, kendimizle yüzleşmek mi dersiniz? Yoksa kendinizle çıktığınız bir yolculuk serüveni mi? Kendimize ayna tutmak da olabilir belki.. Şimdiden uyarmak da fayda var. Rahatsız olup yazının devamını okumayı göze alamayanlardan olmayın. Hiç yapmadıysanız bugüne kadar tam zamanı.. Yani sözüm meclisten içeri....
KIRMIZILAR
Pratik çözümler üretebilen, başarı ve sonuç odaklı, kriz yönetebilen, lider ruhlu, güçlü iradeli, açık sözlü, cesur, rekabetçi, sorumluluk bilinci yüksek, kendini çok iyi ifade edebilen, kendine ve otoritesine güvenen, iş odaklılığı takdir gören ve az zamanda çok yol kat edenlerden misin? O zaman renginiz KIRMIZI...
Şimdi madalyonun öbür yüzünü çevir ve okumaya devam et. Çünkü kabullenmekte zorlanacağın diğer tarafların geliyor şimdi...
Her an çatışma yaşayabilen, sabırsız, kızgınlığını hemen yüzüne yansıtan, bazen patavatsız, çok konuşmaktan karşıdakine söz hakkı tanımayan, söz kesen, göz teması kurmayıp, dinlemeyen, şu an hatta hafif kızmış vaziyette okumaya devam eden, her fırsatta üstünlük kurmaya çalışan, kendi önceliklerine önem veren, farklı bakış açılarına müracaat etmeyen, biraz da önyargılı, değişime dirençli, stres kaynağı, eleştiriye kapalı, ekip çalışmasında yoksun, her şeyi kontrol altına almak isteyen, vermekten çok, almak odaklısın. Bazen bencillik yapıyor olabilirsin. Yönetici isen etrafındakiler yaka silkiyor olabilir. İnsanlar sana saygılarını, sevgi ve bağlılıktan değil, korktukları için gösteriyorlardır belki. İş odaklılığın yanında olayları değerlendirirken biraz da farklı açıdan yaklaşıp insan odaklı olmanı öneriyorum.
Ekip liderliği yanında, ekibin aktif ve iyi bir üyesi de olmalısın. Yumruğu masaya yerinde vururken, ipin ucunu kaçırmadan, gereğinden fazla, hatta her fırsatta yumruğu aşındırmamak lazım. Başkalarını geliştirmek ve katkıda bulunmaya gerek duymuyor musun? Yedeklemede de problem olabilir. Bir gün yerine geçecek güçlü adaylara haksızlık etmeyelim. Herkes her işi senin gibi yapmayacak. Farklı düşünce ve tarzlara da saygı duymak gerekir. Kimse senden habersiz inisiyatif kullanmamalı değil mi? Demokratik bir toplantı yap ve herkesten görüş al ama son kararı sen ver. Sonra da övün kendinle, ne kadar paylaşımcıyım diye..
Bir gün ekiple toplantıyı iş dışında güzel bir mekanda hep beraber çayınızı yudumlayıp, tatlılarınızı yerken yaptınız mı hiç? Hemen organize olmanızı öneriyorum.
Benim amacım size ayna tutup kendinizi övdürmekten değil, tam tersi "ters açı" bakış açılarıyla kendinizi eleştirmenize fırsat vermek. Özeleştiri yaparken en çok da kırmızılar zorlanır yalnız. Buraya kadar gelmişsek artık yolumuz açık. Devam edelim...
Şimdi gelelim MAVİ’lere. Düzenli, analitik, detaylara hakim, özverili, duyarlı, organizatör, sadık, kurumdaş, aidiyet duygusu güçlü, idealist, mükemmeliyetçi, kalite odaklı, kurallara uyan, doğru, planlı, kıyafetlerine özenli, uzun vadeli hedefleri olan, öngörülü, sabırlı, yaratıcı, dinleme becerileri yüksek, duygulara saygılı, kontrollü, şefkatli, iyi sırdaş, kaliteli performans sahibi isen rengin MAVİ.
Şimdi kaldır kafanı aynaya bak. İçinden okurken sana zor gelecek ama hadi özeleştiri yapalım mavişelim biraz.. Geri bildirime açık olmak lazım. Çok fazla kuralcı olup, karar almada yavaşlık, beklentiler yüksek, karşı taraf siz söylemeden sizin ne düşündüğünüzü akıl etsin ve ona göre davransın, eleştiriyi hiç sevmiyorsunuz, çünkü siz kusursuzluğa yakın birisiniz, detaylara boğulmaktan bunalıma girmeyin, etrafı daraltmayın yani, dinlerken bazen konuşmak gerek, kendinizi ifade ederken daha aktif olmalısınız, hazırlık için zaman yoksa hemen strese girmeyin, hep elinizden gelenin daha fazlası yoktur, ayrıntıcı olup her olayda görülebilecek olumsuz bir tarafı yakalamayın, kuruntularla yaşamayı bırakın, hiç bir şeyin tadını tam çıkaramayabilirsiniz. Geçmişteki olumsuzlukları biraz unutun ne olur, biriktirip yıllar sonra bile gündeme getirmeyin. Hata ve başarısızlıklarla biraz barışık olun, siz ve etrafınızdakileri rahat bırakın biraz. Evde sabah kalktığınızda anne veya babanıza gizlice yaklaşıp, boynundan sarılıp, kocaman bir öpücük kondurup canlı bir şekilde “GÜNAYDIN” diyememişsen bugüne kadar, evet rengin MAVİ. Beden dilini etkin kullanarak iletişim kurmaya çalış. İş odaklı tarzınızda biraz da insan odaklı olmaya gayret edin.
Kendinizi ifade ederken pasif davranmanız sebebiyle, yeni katıldığınız ortamlarda insanların sizi tanıması için yeterli vakti bulamayabilirsiniz. Yanlış algılamalara maruz kalmamanız ve fırsatları kaçırmamanız için daha girişken olmanızda fayda var. Siz bir işi mükemmel sonuçlandırabilecekken, ikinci bir iş aynı anda verildiğinde ve zaman sıkıntısı yaşıyorsanız bunalıma girmek yerine daha sakin olun, iç savaşınızı durdurun, sağlıklı düşünüp, kararlar verin. Yalnızca bir işi değil birkaç işi de planlayabilecek yeteneğiniz var. İçinizdeki cevheri açığa çıkarın. Kendinize ve etrafınızdakilere haksızlık etmeyin. Sık sık kalmayı tercih ettiğiniz yalnızlık sizin için çözüm değil kaçış aslında, paylaşarak sorunları çözmede daha hızlı yol kat edebilirsiniz. Değişim için adım atmak konusunda daha cesaretli olun. Hep karşı taraftan beklemek olmaz. Paylaşmayıp içinizde biriktirdikleriniz sizi yıpratır. Bir gün patlarsınız sonra..
Sırada SARI’lar var. Canlı, etkileyici, ikna kabiliyeti yüksek, inandırıcı, lider ruhlu, yaratıcı, neşeli, iyimser, pozitif, iletişimde beden dilini etkin kullanan, empatik davranışlar sergileyebilen, gülümseyen, kendini iyi ifade eden, kolay kaynaşan, esin kaynağı, motive edici gaz makinesi, popüler, enerjik, sıcakkanlı, komik, tiyatral yeteneği yüksek, insan odaklı, hikayeler anlatmayı seven, kendini dinlettiren, coşkulu, esprili, her ortama lazım, rahatlatıcı, biraz da hayatı planlamadan akışına bırakıp spontane yaşayan, renkli bir kişiliksen tarzın SARI. Hadi şimdi o seni gururlandıran motive eden, hatta yüzüne tebessüm konduran olumlu özelliklerinin yanında dikkat etmen gereken davranışlara değinelim. Bunları okurken de yüzündeki gülücükler eksik olması emi. Ne de olsa kendisi ile barışık birisin. Bunun üstesinden gelebilirsin. Her çözüm gerektiren durum için "hallederiz" nasıl olsa değil mi?
Duygusallık var biraz. Gerçekler üzerine odaklanıp objektif olamama ve zamanı konuşarak harcama sıkıntısı olabilir. Dağınık ve düzensiz algılanıyor olabilirsin. Sesin bazen yüksek mi çıkıyor, rahatsızlık vermemek lazım. Şaşkınlık, unutkanlık ve hatta saflık derecesinde davranışlara dikkat. Biraz tutarlı olmakta fayda var. Değişken kişilik, güven ortamı sağlamada sıkıntı yaşatabilir. Bulunduğun ortamın yıldızı hep sen olmayacaksın, kıskançlık kötü, dedikodu yapma, az popüler de olabilirsin bazen, kabullen. Her zaman motive edilmeye ihtiyaç duyma. İç motivasyonu güçlendirmeli. İş kalitesi ve sonuç odalılık konusunda sorun yoktur inşallah. Her türlü yaratıcı fikir gelebilir, ancak sorumluluk alıp hayata geçirmek, harekete geçmek, başlatmak ve sonlandırmak konusunda neredesin? Bir çok şey lafta kalmıyor değil mi? Hayal kurmak güzeldir. Bir ara yere inip gerçekler üzerine yoğunlaşırsak daha etkin hedefler koyabiliriz. Zaten övülecek çok tarafın var, bırak seni başları övsün. Kendini översen, övülecek tarafların görünmez. Hava atma yani. Dinleme becerileri gelişmeli. Söz kesme. Dikkat çabuk dağılıyor değil mi? Konsantrasyon için biraz çaba sarf etmek lazım. Ciddiyeti göstermek ve abartmadan yaklaşımlar size kazandırır. Planlı olmak ve orta, uzun vadeli hedefler koymak iş performansınızı artırır. Ekibe liderlik ederken bazen iyi bir ekip üyesi olmayı ihmal etmeyin. Kılık kıyafete biraz daha özen lütfen. Kontrolsüzlük kötü. Nerede duracağımıza karar vermek, kalıcı ve sağlam ilişkiler için şart. Hayat bir oyunsa, her zaman sahnede komedyenlik değil bazen dramatik roller de almak gerekir.
Ve gelelim YEŞİL’lere. Her eve, işe lazım şahsiyetlere. Herkes tarafından sevilen, kimseyle çatışmayan, hatta sesini bile hiç yükseltmeyen, huzurlu arkadaşlar merhaba. Soğukkanlı, uyumlu, barışçıl, yardımsever, güvenilir, iyi bir ekip üyesi. Sabırlı, dostane, tutarlı, ara bulucu, dengeleyici, iyi dinleyici, saygılı, hoş görülü, sempatik, dengeli kişilik. Demirden iradeye sahip. Yüksek bağlılık timsali. Başladığı iş yerinde ve hatta aynı görevde emekli olmayı düşünecek kadar sadık. Kurumdaş, itaatkar ve bağlılık güçlü. İnce esprili, politik, sakinleştirici, işbirlikçi, kontrollü, anlayışlı, toplumsal huzur açısından gerekli tarza sahipler.
YEŞİL’ler!! Şimdi sizi biraz zorlayalım. Çünkü sizi değişime davet ediyorum. Değişime en zor ayak uyduranlar olarak biraz gayret gerekli. Söyleyeceklerimin hepsini kabul edecek ama en az bir konuda harekete geçmek için motive edilmeye ihtiyaç duyacaksınız. İç savaşa hazır mısınız? Sizin için en önemli gelişim fırsatı burada. İnanmak, ikna olmak, değişim için kararlı durmak lazım. Amaaaan etliye sütlüye dokunmayayım ve ben böyle iyiyim diye kendinizi kurtaramazsınız. Hadi biraz hareket zamanı. Kanlı ve canlı olmanın tam sırası.
Kalk yerinden, sakin, durgun, uyuşuk, ifadesiz, renksiz tarzını renklendirelim biraz. Coşkulu ol. Ağırkanlılık, gönülsüzlük, çatışma yaşamaktan korkmak, suskunluk, şüphecilik varsa, bu bir süre sonra sizde tedirginlik, endişe, tembellik, kararsızlık, kayıtsızlık ve amaçsızlık yaratabilir. İyi bir ekip üyesi iken bazen liderlik etmek gerekir. Çekimser olmayı tercih etmemeli. Dizginleri çok bırakmak tehlikelidir. Dümene geçmek ve sorumluluk almak, taşın altına eli koymak önemlidir. Acelesiz ve çekingen tarzınız size yüklenilmesine ve hatta ezilmenize sebebiyet verebilir. Verici olurken sınırı koyabilmeli. Bazen yumruğu masaya vurmak lazım. Yapamıyorsanız siz YEŞİL tarza sahipsiniz. İnatçı, ketum ve ifadesiz tarz, karşı taraftan intikam almak için iyi bir yöntem değil. Sorunları iletişime geçerek çözmeyi deneyin. Yaşamdan kopmak için bahane üretmeyin. İnsan odaklılığınız onları kullanmaya kadar varmasın. Yaratıcı fikirler üretmek ve bazen ani karar vermek gerekiyor. Çok seviliyor olmanız, kaliteli performans anlamına gelmez. İş ve yöneticilik tarzınızı arkanızdan eleştiriyor olabilirler. Bir kulaktan girip öbür kulaktan çıkmayacak şekilde kendinizi ifade etmeniz lazım. Etkileyici ve akılda kalıcı olmak için içinizdeki saklı liderlik özelliklerinizi kullanmanız gerekiyor. Mücadele ruhunuzu harekete geçirmek için biraz çatışın ne olur. Savaşı bugün içinizde kendinizle başlatın. Aynanın karşısına geçin, daha güçlü görünmek, daha etkili olmak, değişmek için söz verin kendinize. Karşıdaki bunu söyleyemiyorsa, kızın ona. Dur şimdi başımızı belaya sokmayayım deme. Hadi sesin çıksın biraz. Her fırsatta ayaklarını uzatıp, olduğun yere yığılmaktan vazgeç.
Eğer bu dört tarzın sana yakın olan davranışlarının olumlu taraflarını sergilerken, olumsuz davranışlar konusunda kendinle yüzleşmişsen ne mutlu bize. En az bir konuda özeleştiri yapabiliyorsak doğru yoldayız. Silkelendik demektir. Eğer tespit ettiğin ve gelişime ihtiyacın olan yönlerinde, inançlı ve azimli isen, düğmeye basma zamanı geldi demektir. Kendini frenlemek ve dengelemek için değişim serüvenine hoşgeldin.
Tarz ekseninin merkezine yakın olmak, üstün iletişim ve yönetim becerilerine sahip olmak istersen iyi yoldasın. Yolun açık olsun. Olumsuz taraflar sana ayna tutmuşsa vakit kaybetmeden harekete geç o zaman.
Şu ana kadar kendinizi yakın hissettiğiniz tarzınızın farkına varmış olmalısınız. Baskın tarzınızın olumsuz yönlerini ve size uzak olan tarzların olumlu yönlerini kendinize hedef edinebilirsiniz. Tarz sahibi olmak güzeldir. Ancak herkes bizi böyle kabullenmek zorunda diye düşünmek haksızlık olur. Etrafımızdaki herkesin iş ve özel hayatta bizden beklentileri var. Herkesle empati kurabilen ve anlamaya çalışan, anlayışlı tarz en güzeli. Yeri geldiğinde durma ve ortama göre değişik tarza bürünebiliyor olmak lazım. Tüm tarzların olumlu yönlerini sergiliyorken, olumsuz taraflarından arınmaya çalışarak en ulvi davranış tarzını kendimize alışkanlık haline getirmek çok önemli.
İçinde bulunduğunuz koşullar sizi bazen merkezden uzaklaştırıp bazı tarzları daha baskın hissetmeniz ve sergilemenize sebebiyet verebilir. Çok doğaldır. Siz yeter ki kafanızı kuma gömmeden, davranışlarınızı süzgecinizden geçirmeyi ihmal etmeyin. Farkına varın yeter.
Hiç birimiz kusursuz değiliz. Olmayacağız. Hatalardan ders çıkararak yaşamak, bizi etkisi altına alan TARZ’mıza yenik düşmek yerine onu kontrol edebilmeyi ve kendimizi doğru yönlendirmemizi sağlar. Doğru davranış şekillerimiz ise bizi toplum içinde her koşulda etkili şahsiyet ve hatta parlayan bir yıldıza dönüştürür.
TARZ konusunu mesele etmemek en güzeli. Mesele TARZ sahibi olmak değil, esas olan TARZ’ımızın farkında olmak, güçlü ve geliştirmemiz gereken yönleri açığa çıkarmak ve doğru yerde, doğru zamanda, doğru kişilerle, doğru tarzda iletişim kurmayı başarmaktır aslında.
Saygılarımla..
Levent Galip YEŞİL (LGY)